Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

 Anasayfa | Bayilerin Sesi | Tüketici Köşesi | Sıkça Sorulan S. | Bize Ulaşın | İl İrtibat Bilgileri | Linkler

 
   » Sondakika
   » Anasayfa
   » Atatürk Köşesi
   » Yönetmelik
   » Bayi Dernekleri
   » LPG Kanunları
   » Rekabet Kurulu
   » Bayilerin Sesi
   » Tüketici Kösesi
   » İş İmkanları
   » Merak Edilenler
   » Sıkça Sorulan Sorular
   » Duyurular
   » Site haritası
   » Online Tv İzle
   » Arşiv
   » Bize Ulaşın
   » Linkler
   » Konuşma Metinleri
   » Köşe Yazıları
   » Üyelik İşlemleri
   » Bilgi Bankası
   » Hayat Dersleri
   » Arama
   » İl İrtibat Bilgileri
   » Video
   » Üyelik Aidat

Epdk Başkanı Sayın Hasan Köktaş’ın Akaryakıt-Lpg Sektörü Konferansı Açılış Konuşması (04.07.2008)

Türkiye petrol sektörünün saygıdeğer temsilcileri, 
Kıymetli katılımcılar,
Şahsım ve temsil ettiğim Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu adına sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Bugün sizlerle birlikte, 13 milyona yakın araca, ülkemizin her köşesinde 7 gün 24 saat boyunca kesintisiz hizmet veren ve böylece milletimizin önemli bir ihtiyacını karşılayan petrol ve LPG piyasalarımızın mevcut durumu ile geleceğini ele alacağız. 
Kurumumuzun tespitlerine göre, ülkemiz petrol piyasasında, tüm vergiler dâhil olmak üzere yaklaşık satış büyüklükleri 2005 yılında 33, 2006 yılında 40, 2007 yılında 50 milyar Yeni Türk Lirası olmuştur. Bir başka ifade ile 2007 yılında akaryakıt piyasamızda bir önceki yıla göre satışlar yüzde 10, ekonomik büyüklük ise yüzde 23 oranında artmıştır.
Özellikle son 3 yılda Türkiye petrol piyasasındaki bu gelişme dinamiğinin iki temel sebebi bulunmaktadır:


Bunlardan ilki, siyasi irade tarafından uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak ülkemizde hızlı bir kalkınma süreci yaşanması ve bu gelişmenin toplumsal refah düzeyindeki artıştan doğrudan etkilenen petrol piyasasına da olumlu yönde tesir etmesidir.
Bir diğer etkin ise 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında oluşturulan piyasa yapısıdır.  
Sizlere Petrol Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği Aralık 2003 tarihinden günümüze kadar yapılan işlerin kısa bir özetini sunmak isterim.
Öncelikle Kanunun tanıdığı geçiş dönemi içinde gereken ikincil mevzuat Kurumumuz tarafından tamamlanmıştır.
Ardından 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren ithalat tamamen serbest bırakılırken, akaryakıt fiyatları da piyasa koşullarında oluşmaya başlamıştır. Böylece dağıtım şirketlerinin ve bayilerinin kâr marjları konusunda devletle yıllardır süregelen bitmez tükenmez tartışmaları ve çetin mücadeleleri sona ermiştir.


Bunlara ek olarak, petrol piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin lisanslandırılmasına yönelik çalışmalar tamamlanmıştır. Bugüne kadar 14 bin 800’ü aşkın bayilik, 4 bin 800’ü taşıma lisansı kapsamında olmak üzere 20 binin üzerinde şirketin lisanslandırılmasına yönelik çalışmalar Kurumumuz tarafından sonuçlandırılmıştır.
Bu çalışmalar sayesinde tüm sektörde faaliyet gösteren şirketlere ait bilgi ve belgeler sektörün düzenleyici kurumunun çatısı altında toplanmıştır. Bu sayede sektörün yönlendirilmesi, gözetimi, denetlenmesi ve düzenlenmesi noktasında önemli bir bilgi seti oluşturulmuştur.
2007 yılı Ocak ayından itibaren ise akaryakıtların, milli olanaklarımızla geliştirilen ulusal marker ile işaretlenmesine ve milli teknolojiye sahip cihazlarımızla kontrolüne başlanmıştır.
Bu kapsamda uygulamanın başladığı tarihten bu yılın Mayıs ayı sonuna kadar yaklaşık 27 milyon metreküp akaryakıt ulusal marker ile işaretlenmiş bulunmaktadır.
Bugün başta ulusal markeri geliştiren TÜBİTAK olmak üzere ilgili tüm kesimlerin ortak ve özverili çabası sayesinde ulusal marker saha uygulaması ülke sathında başarıyla gerçekleştirilmektedir.
Tüm bunlara ilaveten başta Gümrüklerden Sorumlu Devlet Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız olmak üzere, ilgili tüm kurumlarla tam bir işbirliği ve dayanışma içerisinde olarak, sektöre yönelik gözetim ve denetim çalışmaları her geçen gün etkinlik ve yaygınlık kazanmaktadır.
Bu gelişmeler ile sektörümüzde son iki yıldır ekonomik büyümenin de üzerinde bir büyümenin gerçekleşmiş olması memnuniyet vericidir. Bugün tüm sektör kesimlerinin kabul ettiği gibi, Petrol Piyasası Kanunu sonrasında şirketlerin yeniden kayıt altına alınması, ulusal marker ve yazar kasa gibi uygulamalar ile piyasa denetimlerinin kayıt dışı faaliyetlerin azalmasında önemli etkileri olmuştur. Uygulamada son 5 yılda Petrol Ofisi ve TÜPRAŞ’ın başarıyla özelleştirilmesiyle başlayan süreçte dağıtım şirketi ve bayi sayısında, ürün ve hizmet kalitesinde ve yatırımlardaki hızlı artış dikkat çekicidir.
Tüm bu mevzuat, lisanslandırma gözetim ve denetim süreci 5307 Sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Piyasası Kanunu kapsamında LPG piyasası açısından da benzer şekilde yaşanmıştır.
Her ne kadar LPG piyasası daralmakta olan bir piyasa olarak algılanmaktaysa da otogazın yaygınlaşması ve otogaz satışlarındaki artış eğiliminin devam etmesiyle birlikte 2008 yılında da 3,5 milyon ton üzerinde bir yurt içi satış rakamıyla karşılaşmayı beklemekteyiz.
LPG piyasasında yaşanan gelişmeleri de kısaca şu şekilde özetlemek isterim:
Bugün sektörde 7310 adet lisans sahibi şirket faaliyet göstermektedir. LPG Piyasası Bilgi Yönetim Sisteminin 2006 yılı sonunda devreye girmesi ile birlikte açık ve şeffaf bir piyasa yönetimi sağlanmıştır.
Piyasa katılımcılarının bildirimleri neticesinde elde edilen bilgilerin en kısa süre içerisinde piyasa katılımcıları ile paylaşılması sağlanmış ve piyasa bilgileri 3 aylık, 6 aylık ve yıllık raporlar hazırlanarak kamuoyuna duyurulmuştur.

 

TOBB meclis ve alt komite çalışmalarına Kurumumuzca düzenli katılım sağlanmış ve mevzuata aykırı veya rekabeti bozucu eylemlerin önlenmesinde piyasa katılımcıları ile sürekli iletişim halinde olunmuştur. Böylece LPG piyasasında daha etkin bir yönlendirme ve gözetim hedefine ulaşma yönünde ciddi aşamalar kaydedilmiştir.
Bu kapsamda, LPG piyasasındaki bütün sorunlara vakıf olduğumuz gibi ve bu problemlerin önüne geçmek için yapılması gerekenlerin tespitine yönelik çalışmaları da gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Bütün bu hazırlıklar ve gelinen sonuç sektörle paylaşılacaktır. Önümüzdeki dönemde bazı önlemler için mevzuat değişikliği gerekmektedir ve bütün bu çalışmalar ve değişiklikler sırasında sektör temsilcilerinin birlik ve beraberliği, tek ses olması bizim için de önemlidir.
LPG piyasası özelinde, gerek mevzuat hükümlerinin uygulanmasında gerekse yapılan düzenlemelerde EPDK öncesi ve EPDK sonrası dönem karşılaştırıldığında daha açık, şeffaf ve rekabetçi bir piyasanın ortaya çıktığı hepimizce görülmektedir. Piyasanın gelişimine ilişkin ortak vizyona sahip olmamız ve piyasa düzenlemesinde yönetişim tekniğine inanmamız önümüzdeki dönemde sözü işe dönüştürmede işimizi daha da kolaylaştıracaktır.

Saygıdeğer katılımcılar,
Buraya kadar Türkiye petrol ve LPG piyasalarında yaşanan ve hepimizi memnun eden olumlu gelişmelerden bahsettikten sonra konuşmamın bundan sonraki bölümünde petrol sektörünün bugününe yönelik sürmekte olan bazı tartışmalara değinerek sektörün geleceğine dair bazı değerlendirmelerde bulunmak isterim.
Son aylarda bilhassa dünya petrol fiyatlarının 140 dolarlara ulaşmasının doğal bir sonucu olarak ülkemizde akaryakıt satış fiyatlarının sürekli artması, kamuoyunda ve medyada petrol sektörümüze yönelik değerlendirmeleri ve eleştirileri de arttırmaktadır. 
Bu konjonktürde, medyamızda ülkemiz akaryakıt piyasası ile ilgili “kayıt dışılık”, “kaçak akaryakıt”, “vergi kaçakçılığı” gibi ithamlar barındıran haberler ve yorumlar sıklıkla yer almaktadır.
Şunu açıklıkla ve üzülerek belirtmek isterim ki, bu ülkenin “Türkiye petrol piyasasının toptan kaçakçı olduğu” yönünde galatımeşhur bir algı vardır. 
Sorunu adlı adıyla tespit etmek gerekirse, bilhassa bazı basın yaygın organlarında yer alan ve nalıncı keseri gibi hep aynı şekilde yontulan haberlerin de etkisi ile bütün bir akaryakıt sektörünü “kaçakçı, yasa dışı yollara sapmış insanların faaliyet gösterdiği bir sektör” gibi gören algı daha da güçlenmektedir.


Bu olumsuz tabloya ilave edilebilecek bir diğer husus ise şudur:
Bugün ülkemiz genelinde akaryakıt satış fiyatlarının birbirine çok yakın seyretmesinden kaynaklı olarak bu piyasada yeterince rekabetin oluşmadığı yönünde kamuoyunda yaygın bir kanı vardır. Bugün sokağa çıkıp kime sorsanız çok büyük bir çoğunluk öncelikle akaryakıt fiyatlarının pahalı olmasından şikâyet edecek, “bu piyasada yeterli ölçüde rekabet var mı?” sorusuna da ekseriyetle aynı yüksek ve benzer fiyatları gerekçe gösterilerek “hayır” cevabı verilecektir.
Eğer bu sektörün hangi aşamalarında nasıl bir rekabet yaşandığı konusu doğru araçlar ve etkin mesajlar ile kamuoyuna iyi bir şekilde anlatılmadığı takdirde, yıllardır kaçakçılık baş ağrısından bir türlü kurtulamayan bu sektörün bu kez “ortak hareket ederek tüketiciyi mağdur ettikleri” gibi yeni suçlamalarla karşılaşması mümkündür.
Elbette bu sektörü düzenleyen, denetleyen ve sektörün hamisi olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olarak bu sektörün yanlış algılamalar ve haksız suçlamalar ile karşılaşmaması için her türlü katkıyı vermeye hazırız. Ancak bugün sektörün her temsilcisinin şikâyetçi olduğu yaygın yanlışlardan kurtulabilmesinin esas yolu sektör temsilcileri tarafından kamuoyunun izaha muhtaç konularda daha sarih bir şekilde bilgilendirmesinden geçmektedir.
 
Saygıdeğer katılımcılar,     
Hepinizin yakından bildiği gibi, enerji sektöründeki meri mevzuatlar ile düzenleyici kurumların kararlarında sahada uygulanabilirliği ile piyasada yaratacağı mali etkilerin dikkate alınması şarttır.
Bu bağlamda sektörel işleyişin, sahada yaşanan yeni gelişme ve problemlerin, belli bir sistem bütünlüğü içerisinde hal çaresi için, sektör temsilcileri ile düzenleyici kurum arasında sağlıklı ve sürekli bir diyalog kurulmasının önemi büyüktür.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı olarak göreve başladığım tarihten bu yana düzenlendiğimiz ve denetlediğimiz tüm sektörlerdeki, dernek ve sendikaların yönetimleri ile ayrı ayrı toplantılar yaptık.
Bu kapsamda bugün sayın başkanları aramızda olan PETDER, ADER, AKADER, PÜİS, TABGİS gibi dernek ve sendikalarla ve LPG sektörü temsilcileri ile son derece verimli ve kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk.
Tüm bu toplantılarda sektör temsilcileri tarafından mevcut durum, uygulamada karşılaşılan sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri ifade edilmiştir. Ardından bu görüş ve öneriler Kurumumuz tarafından tek tek değerlendirilmiş, uygulanabilecek olanlar ile bu amaçla birincil ve ikincil mevzuatta değişiklik gerektiren hususları tespit edilmiştir. Bu hususlar bugünlerde peyderpey Kurulumuzun gündemine taşınmaktadır.
Bu itibarla, Kurumumuzun sürdürmekte olduğu çalışmalarda, sektörde faaliyet gösterenlerin ortak beklenti ve talepleri yol gösterici olmaktadır.
Geçtiğimiz hafta benzin ve motorin spesifikasyonlarındaki geçiş dönemi ile dağıtıcı markeri gibi uygulamalara ilişkin aldığımız Kurul kararlarımız, sektörün bu yöndeki ortak beklentilerini dikkate aldığımızı gösteren somut örneklerdir.
Zira bilhassa yenilenen teknik özellikleri karşılamayan akaryakıtı 1 Temmuz 2008 tarihine kadar tasfiye edememiş olan bayilere 2 aylık bir süre için esneklik tanınması sayesinde rafineri ve dağıtıcılarımızın ardından bayilerimizin de herhangi bir mağduriyet ve yaptırım ile karşılaşmadan yeni düzenlemelere uyumuna imkan sağlanmıştır.
Sektörümüzün önem verdiği bir diğer husus da, bilhassa son bir yılda ivme kazanan ve bugüne kadar ülkemize ciddi bir vergi kaybına sebep olup, çevre ve insan sağlığına zarar verdiği gibi sektörel gelişmeyi engelleyen 10 numaralı yağ satışı adı altında sürdürülen faaliyetlerdir.
Kurumumuz da yoğun katkıları ile Maliye Bakanlığımızın madeni yağ ile motorin arasındaki vergi farkının giderilmesine yönelik düzenleme yapması konunun sağlıklı bir zemine çekilmesi açısından uzun zamandır beklenen bir adım olmuştur.
Artık geldiğimiz aşamada sektörümüzde gözetim ve denetim faaliyetleri sonucunda, icrası için lisans gerektiren faaliyetlere yönelik akaryakıt dolaşımının büyük ölçüde kontrol altına alındığını memnuniyetle ifade etmek isterim. Ancak sektör temsilcilerimiz tarafından da sıklıkla ifade edildiği gibi lisanslı faaliyetlere ilişkin denetimlerin etkinleşmesiyle birlikte yasa dışı faaliyetler kullanıcı kisvesi altında sürdürülmeye çalışılmaktadır. Kurum olarak bu yönde tespit ve cezalandırmalarımız da sürmektedir.
Kullanıcı düzeneği olarak nitelendirilen yerlerin, kanun gereği, “Fabrika, şantiye, nakliye filosu işletmeleri ve benzeri kendi ihtiyaçları için depolama imkânı ve kendi araçlarına akaryakıt ikmal kapasitesi…” olması gerekmektedir. Ancak günümüzde akaryakıtların sabit hale bile getirilmeyen romörklerde, saç, polyester gibi maddelerden imal edilen hacimlerde depolandığı, bu akaryakıtların kara vasıtalarına, el pompaları da dâhil olmak üzere güvensiz araçlarla ikmal edildiği görülmektedir.
Lisans kapsamında olmayan depolar ile kullanıcı düzeneklerinin yapım ve işletim kontrolleri, sadece petrol kaçakçılığının önlenmesi açısından değil, petrol piyasasının sağlıklı ve düzenli işleyişinin sağlanması, insan ve çevre güvenliği yönlerinden de önem arz etmektedir.
Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde denetim çalışmalarını, lisans kapsamında olmayan depolar ile kullanıcı düzenekleri üzerinde yoğunlaştırmayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla Kurum olarak konuyla ilgili oluşturulan görüş ve çözüm önerilerimizi İçişleri Bakanlığımıza sunacağız.

Sektörel gelişme açısından önem verdiğimiz diğer bir çalışma da akaryakıtlara ilişkin deney yöntemleri ile laboratuar ve gözetim hizmet sunumlarında, Avrupa Birliği düzenleme ve uygulamaları ile tam uyum sağlanmış olmasıdır. Laboratuarlar konusunda izlenen politikalar ve yeni açılımlar sayesinde, mevcut laboratuarların hizmet kalite ve yetenekleri daha da etkinleştirilmiştir. II. kademe laboratuar uygulamalarının başlatılmasıyla birlikte, günümüz itibarıyla, ilgili deney yöntemlerinde akredite olmuş 22 si faal 25 laboratuar hizmete girmiştir.  
Ayrıca ulusal marker uygulaması kapsamında denetçi kuruluşlara ilave 75 adet kontrol cihazı ile akredite laboratuarlara 5 adet bölgesel referans cihazı verilerek, hem denetimlerin daha etkin yapılması hem de analiz sonuçlarının daha pratik ve kısa sürede alınmasına imkân sağlanmaktadır. 

Sayın Bakanım,
Saygıdeğer katılımcılar,
Kurum çalışmalarımızda önümüzdeki dönemde akaryakıtın piyasaya arzı ve dolaşımındaki dolaylı ve dolaysız engellerin ortadan kaldırılması hususları önem kazanacaktır.
Petrol piyasasında ticaretin, malın fiziken taşımasını gerektiren mevcut yapıdan hızla uzaklaşarak, senetle işlem yapılmasının ve nihayetinde petrol borsası oluşumunun sağlanması gerekmektedir.
Tüm bu çalışmaları sadece petrol piyasasında rekabetin artması için yapmıyoruz. Zira, rekabet ortamının iyileşmesi halinde, bunun iç pazara sağlayacağı katkının yanı sıra, ulusal üretim gücümüzün küresel ve bölgesel pazarlardan daha fazla pay almasını sağlayacağı da aşikardır.
Konuşmamım başında ifade ettiğim gibi sektör temsilcileri ile biraraya geliyor ve birbirimizi dinliyor olmamız bu sektörün ilerleyişine ivme katmaktadır.
Türkiye enerji sektöründe yaşanan gelişmeleri okurlarına aktaran Enerji Petrol ve Gaz Dergisi’nin yöneticilerine bu başarılı organizasyonla sektörümüzü dinlememize olanak sağladıkları için teşekkür ediyorum.
Bu düşüncelerle, petrol piyasamızdaki değişim ve gelişimin, halkımızın refah ve mutluluğu ile ülke ekonomisine katkılar sağlayacağına olan inancımı ifade eder saygılar sunarım.

 

Yazdır

 
Açılış Sayfası Yap  Sık Kullanılanlara Ekle 
likpetder.com, likpetder.org
E-mail : info@likpetder.com
Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği

Likit Petrol Gaz Otogaz ve Tüp Gazcılar Bayileri Derneği


Telif Hakkı © 2008 likpetder.com, likpetder.org Tüm hakları saklıdır.
 

Falcon Bilişim Hizmetleri